Uğur Meleke Milliye’teki köşesinde Galatasaray – Gaziantepspor mücadelesini kaleme aldı..
İstanbul’un zorlu iklim koşullarına rağmen kaliteli bir maç vardı Ali Sami Yen’de. Hatta önceki gece Torino’da oynanan Juventus-Roma maçından da çok bir eksiği yoktu diyebilirim. Hava ve zemin kötüydü, ama iki hocanın da takımlarını kurarken önemsedikleri unsur “yetenek” olduğu için iklime inat bir top oynandı. Torino’da Norveçli Riise ön plana çıkmıştı, burada da (Rusya kışı tecrübeli) Caner başroldeydi. Eğer sürekli sol çizgiye üçüncü adam olarak katılan Arda’yla Caner biraz daha uyumlu olabilselerdi, kaptan da sağı çökmüş Antep karşısında daha çok pozisyon bulabilirdi. Belki de Rijkaard, Arda’dan daha fazla verim almak için Caner sahadayken kaptanı biraz daha sağa gönderebilir.
Mehmet Demirkol Milliyet’teki köşesinde Galatasaray – Gaziantepspor mücadelesini kaleme aldı..
Sonuç olarak 3 puan tamam. Ama şartlara göre esneklik göstermekte Galatasaray’ın bir problemi olduğu konusunda artık şüphe yok
Henüz 33’te eksik kalan Antep’e karşı bu zeminde, bu kadar geriden pas yaparak çıkmaya çalışmak pek doğru bir tercih değildi. Zemin ve iklimin zorluğuna rağmen bir bahar günü Nou Camp zeminindeymiş gibi oynama isteği sadece rakibin savunmasına yardımcı oldu.
Daha direkt, hatta belki biraz ileri doldurarak topu ileride tutmaya çalışmak daha efektif olabilirdi sanki. Her şutun çok tehlikeli olduğu her an bir savunma hatası ihtimali bulunan bir zeminde bu olanaklardan az yararlandılar. Elano’nun her şutunun gole yakın oluşuna bakarsak bu böyle. Ama asıl önemlisi hata yapmaya, olmadık yerde faul, hatta penaltı yapmaya yatkın Antep savunmasının bu büyük zaafından yeterince yararlanamadılar.
Nihayet baslıyor.Ülkemizde en cok ılgi duyulan , olmadıgında bir cok ınsanın aksam evıne gittiğinde gazetelerden , televizyonlardan ve bir çok yayın kuruluslarından tuttugu takımın yalan da olsa bir transfer dedikodusu duyma beklentisi içinde oldugu Ligimiz nihayet baslıyor..
Hakikaten 33 gün gibi bir süre çok zor geçıyor bu işe ilgi duyanlar ıcın.Baslasa da takımımızla sevinsek , üzülsek , kızsak, bağırsak..Bu diğil miydi sırf arkadaslarımızı , eşimizin , dostumuzun farklı takımı tuttu diye aramızı açmamızın en buyuk sebebi..Belki sizler okuyunca guleceksiniz.Ama hakıkaten boyle insanlar var.Takımını delice destekleyen , onun ıcın yapmayacagı şey olmayan insanlar.Belki deli diyebilirsiniz onlara gore de fanatikklik..Belki bu ınsanlar eşi , dostu için göz yası dokmez iken uzulmez iken takımı yenılıyor dıye uzuluyor.Takımı hakkında eleştirilere sessiz kalamıyor.Kavga edıyor , birbirine giriyor , kufür ediyor…